Gönderen Konu: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.  (Okunma sayısı 3212 defa)

aRasaLg

  • Ziyaretçi
Amortisör;

Otomobil üreticileri müşteri
memnuniyetini en üst seviyede tutabilmek amacıyla
otomobile ait parçaların geliştirilmesi için büyük miktarlarda zaman ve para
harcarlar. Burada amaç makul seviyede bir performans sunmakla birlikte özellikle
konforlu ekipmanlar üretmek, ve bunu gerçekleştirirken de maliyetleri minimuma
indirmektir. Konuya süspansiyon sistemi açısından bakıldığında da bu durum
geçerlidir. Ayrıca sürücülerin çoğunun performanstan çok konforu ön planda tutan
bir süspansiyon sistemini tercih edecekleri açıktır. Hatta GTI sürücülerinin dahi
tamamının yerden sadece 7-8 cm. yüksekliğinde ve kısa bir sigara paketini bile
devirebilecek kadar yere yakın bir otomobille yolculuk etmeyi tercih etmeyeceklerini
göz önünde bulundurmak gerekir. İşte tüm bu sebeplerden ötürü fabrika çıkışında
otomobillerin tamamına yakını performans düşkünlerine ‘yumuşak’ veya ‘yüksek’
gelecek bir süspansiyon sistemi ile donatılmış olarak satışa sunulur.

Herşeyden önce başarılı bir yol tutuş, keskin bir direksiyon hakimiyeti ve viraj
performansı için daha kısa ve sert spor yaylar ve yine mümkünse daha kısa ve sert
spor amortisörler iyi bir başlangıç olacak ve bu konudaki şikayetlerin tamamına
yakınını giderecektir. Bu işi mümkün olduğunca ucuza getirebilmek amacıyla eski
amortisörler, hatta kesip kısaltmak suretiyle eski yayların kullanımı akla gelebilir.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki eski yayların kullanımı bu yayların spor yaylara
göre daha yumuşak olmaları sebebiyle arzu edilen sonucu vermeyecektir. Hele ki bu
yayların kesilip kısaltılmaları arzu edilen sonucu vermemelerinden öte son derece
tehlikelidir. Yine eski amortisörlerin kullanımı yerine hem daha sert spor
amortisörler, özellikle de bu iş tam hakkıyla yapılmak isteniyorsa orijinalden daha
kısa olan tipler tercih edilmelidir. Hem yay, hem de amortisör konusunda piyasada
tercih edilecek kaliteli birçok marka olmakla birlikte Bilstein-Eibach ikilisi iyi bir
seçim olabilir. Ben 106 GTI’ ımda Eiba
ch yay ve bu yaylara uygun şekilde Bilstein’ın daha kısa olan ‘Sprintline’ serisi
amortisörlerini kullanıyorum. Maddi olanaklar elverse dahi bazı otomobillerin
belirli modellerine ait ürünleri bulmak zor olduğundan, ‘markasız’ veya ‘bilinmeyen’
markalara yatırım yapmamak kaydıyla diğer tanınmış markalardan da seçim
yapabilirsiniz. Eğer satıcı tüm iknaları sonucu sizi piyasada bilinmeyen örneğin bir
yay almaya ikna ederse de, en fazla 5-6 ay sonra otomobilinizin yayın kötü
kalitesinden dolayı arabanızın ön tarafının ‘çöktüğünü’ izlemeye kendinizi
hazırlayın..

Amortisörlerin Başlıca Görevi ve Amortisör Dizaynları

Amortisörlerin başlıca görevi lastiklere dikey bir kuvvet uygulamak suretiyle yol ile
olan temaslarını daimi kılmaktır. Bugün kullanımda olan iki tip amortisör dizaynı
vardır: Çift-tüp ve tek tüp(mono-tüp) dizayn..

Alışılagelmiş klasik çift-tüp dizayn amortisörler dikey monte edilmek zorundadır.
Tek-tüp dizayn amortisörler ise yüksek basınçlara dayanıklı, hem dikey, hem yatay
her iki konumda da çalışabilecek amortisörlerdir.

Amortisörler Nasıl Çalışır?

Amortisörler sıvının yer değiştirmesi prensibine göre çalışır. Eğer amortisörü bir
piston olarak kabul edersek, amortisörün yukarı-aşağı hareketlerinde bu piston
içerisindeki hidrolik sıvı gerçekleşen bu hareketler sırasında küçük deliklerden
geçmeye zorlanır. Ancak bu ufak delikler pistonun bir tarafından diğer bir tarafına
büyüklüklerine göre ancak belirli bir miktarda sıvının geçmesine izin verirler.
Böylelikle yay ve süspensiyon sisteminin hareketleri ağırlaşıp dengelenir, tabi tüm
bu enerji azaltımı sırasında da ısı açığa çıkar. Sonuç olarak amortisörler otomobilin
lastiklerinin yere daha sağlam ve devamlı temas etmesini sağlar, yatmayı, kaymayı,
zıplamayı, fren sırasında dalmayı ve hızlanma sırasında ön tarafın yükselmesini,
arka tarafın çökmesini engeller/azaltır.





NOS;

NOS (Nitrous Oxide System)
Nitrous Oxide Sistemi'nin çalışma prensibi ve mantığı, emme manifoldundan içeri daha fazla ve soğuk hava alınabilmesini sağlamaktır. Basınçlı bir tüp içerisinde bulunan nitrojen ve oksijen gazı, otomobil içerisinde bulunan bir düğme ile kontrol edilerek istenildiği zaman aktif hale getirilebilir.

Sistem çalıştırıldığı anda, tüpün içinde soğumuş ve hacimce küçülmüş hava motora daha rahat ve miktar olarak da daha fazla girebilmektedir. İçeri girince, motorun sıcaklığıyla genleşen havaya, aynı anda fazla miktarda da benzin takviyesi yapıldığında, silindirler normalde alabileceğinden daha fazla hava ve benzin karışımı aldığı için daha güçlü bir patlama olur ve daha yüksek bir güç oluşur.
 

Nos sistemlerinde aracın bazı destekleyici parçalarının değişmesi gereklidir. Örneğin benzin yakıt oranının düzenlenebilmesi için elektrikli benzin pompası kullanılması şarttır. NOS modifikasyonunu yapan çoğu tuning firması bu sistemi ancak "tam gaz" durumundayken açılacak şekilde ayarlarlar. Bu sayede herhangi bir unutkanlık sebebiyle üzücü bir kazaya sebep olunması önlenmiş olur.
Nos, insanların tercihleri ve araç özelliklerine uygun bir şekilde yapılır. Araçların mekanik bölümleri bizlerin yaptığı diğer modifikasyon işlemlerini kaldırabilecek niteliktedir, fakat nos'un kuvveti doğru şekilde kullanılmadığı takdirde aracın aktarma organları (debriyaj, diferansiyel, şanzıman) veya motor üniteleri zarar görebilir. Çok önemli bir nokta da Nos'un açık kalma süresinin 5-8sn civarlarında olması gerektiğidir. Aksi taktirde 'fazla güç göz çıkartmaz mantığı' tersine işleyebilir.
Ne demişler, herşeyin azı karar, çoğu zarar :)


Nos, genelde 1.viteste kullanılmaz. Zira 1. vites oranı zaten çok kısa olduğu için çoğu arabanın gücü 1.vites için yeterlidir. Hatta patinaj yaptırmamak için gaza tamamen basmazsınız bile. İşte bu durumda Nos sisteminin de kullanımı anlamsızdır. Patinaja maruz kalmamak için Nos ancak 2. veya 3. viteslerden sonra kullanılır. Birden bire artan performansın, aracı sizin kontrolünüzden dışarı çıkaramayacağı durumlarda yani. Yoksa 1. veya 2. viteste bir arabayı zaptetmesi (sonuna kadar gaza basıyorsanız) biraz zor olabilir :)

Son olarak, unutmamak gerekir ki kontrollü bir kullanımda Nos çok keyiflidir. Ancak yanlış kullanıldığında motor bloğunu kucaklayıp servise gitmek kaçınılmazdır.


Diğer birkaç not:

Maliyet olarak Nos, yaklaşık 500-600 dolar civarındadır.

Verimli bir Nos uygulaması için sistemin en azından 1500-2000 devirlerinden yukarıda kullanılması tavsiye edilir.

Nos uygulamaları için 92 veya daha üzeri oktanlı kurşunlu veya kurşunsuz benzin kullanılması önerilmektedir. Türkiye'deki süper benzinler 95 oktandır. Fakat normal benzin'in oktanı düşük olduğu için, normal benzinli araçlarda Nos uygulaması süper benzinlilerdeki kadar verim sağlamamaktadır.





Egzantrik;

Yüksek Dereceli Egzantrik Mili

Motor gücünü arttırmayı sağlayan yöntemlerden biri de standarttan daha yüksek dereceli egzantirik milinin takılması. En eski ve verimli yöntemlerden biri olan egzantrik mili modifikasyonu sonucunda yüzde 35 oranına kadar güç artışı sağlanıyor. Yüksek dereceli versiyonlar, supapların açılma ve kapanma zamanlarını uzun tutarak yanma odasına birim zamanda daha fazla yakıt ve hava girmesini sağlıyor. Dolayısıyla daha fazla yanma gerçekleşiyor. Bu da daha fazla güç anlamına geliyor.

Milin üzerindeki kamların açıları ve yapısına göre tork ya da güç etkileniyor. Sivri kamlı miller, supapları erken açarak torkun artmasını sağlarken geniş tepeli kamlar gücü artırmak için tercih ediliyor. Yüksek dereceki egzantril mili motorun rölanti devrini de yükseltiyor. Ancak bunu yaparken motorun rölantide dengesiz çalışmasına neden olabiliyor. Verimli bir modifikasyon işemi için, egzantrik milinin dışında supapların hareketini sağlayan diğer mekanik ve elektronik parçaların da geliştirilmesinde yarar var. Örneğin supaplar, supap yayları egzantrik mili kasnakları beyin programı ateşleme sistemi gibi. CrompCam marka egzantrik milinin fiyatı 250USD civarında.






Hava Filtresi;

Performans Hava Filtreleri

Performans hava filtreleri uygulamadaki kolaylıkları ve fiyatlarının diğer modifiye aksamlarına göre çok daha hesaplı olması sebebiyle modifikasyonda genellikle hepimizin ilk başlangıç noktası olmuştur.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, hepimizin ortak olarak hoşlandığına inandığım, orijinal ekipmana kıyasla bu filtrelerin çıkardığı spor ses bize bu filtreleri aldıran ilk sebeplerdendir. Ancak, modifikasyona genelde herkesin spor hava filtresinden başlamasının bundan daha etkili bir sebebi var ki, o da birilerinin bize bu hava filtrelerini monte ettikten sonra 5-10 bg. gibi güçler elde edebileceğimiz konusunda son derece rahatça atıp tutmalarıdır.

Şimdi.. Ben de kullanıyor olmama rağmen, size spor hava filtrelerinin hiç bir işe yaramadığını söylersem acaba ne dersiniz? Öyle şey olur mu diyeceksiniz.. Evet yarıyor ama, tek bir koşulla.. Lütfen okumaya devam edin..
Teori

Burada teori şudur ki, silindirlerin içindeki yanma odasına yakıtla karıştırılmak üzere ne kadar çok hava gönderirseniz, o kadar fazla güç elde edersiniz, ancak mesele bu havayı birinci olarak nasıl gönderdiğiniz, ikinci olarak da gerçekten fazla hava gönderip gönderemediğinizdir.
 

Hava aerodinamiği o kadar komplike bir konudur ki, otomobilinizin orijinal hava filtresini açık bir spor hava filtresiyle (K&N, Kingdragon ve Green gibi markalar koton hava filtrelerinde en bilinenleridir) değiştirdiğiniz zaman ne kadar daha fazla hava elde edeceğinizi bilmek imkansızdır.

Kutu İçi Uygulamalar

İsterseniz ilk önce kutu içi K&N değişimleri gibi, açık hava filtresi takmak yerine kutuyu aynen kullanıp sadece orijinal filtreyi bir sürü para ödeyip K&N gibi filtrelerle değişmeyi düşünenler için aşağıdaki test sonuçlarını verelim. Otomobilinizin orijinal hava filtresinin bulunduğu kutuda yapılan ve silindirlere, yakıtla karışmak üzere giden havanın akış rezistansını ölçen vakum testleri şu şaşırtıcı sonuçları vermiştir:

(% 100 rakamı havanın yanma odasına giderken maksimum dirençle karşılaştığı durumları, % 100’e göre daha düşük rakamlar ise havanın yakıtla karışmak üzere yanma odasına giderken daha az dirençle karşılaştığı durumları göstermektedir. Doğal olarak arada filtre ya da filtreyi barındıran kutu olmadan, direkt olarak manifolddan alınan hava, % 37,5 ile en az dirence uğrayanıdır)

orijinal hava filtre kutusu / orj.hava filtresi ile 100 %
orijinal hava filtre kutusu / K&N hava filtresi ile 100 %
orijinal hava filtre kutusu / hiç filtre yok 100 %
modifiye edilmiş hava filtre kutusu (kesilmiş) / orj.hava filtresi ile 62.5 %
modifiye edilmiş hava filtre kutusu (kesilmiş) / orj.hava filtresi ile 56 %
açık hava filtreleri 44 %
sadece manifold 37.5 %

Görüldüğü üzere, açık hava filtresi kullanmadıkça, orijinal hava filtresini K&N benzeri hava filtreleriyle değiştirmek, kutuda oynama yapmadıkça yanma odasına giden hava miktarında hiçbir artı sağlamıyor, çünkü hava her seferinde bir şekilde dirence uğruyor. Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir, bu testte benim aklıma en çok takılan nokta, orijinal hava kutusu içerisindeki orijinal hava filtresi ile K&N hava filtresinin geçiş sırasında havaya uyguladıkları direncin eşit olmasından çok, kutuda K&N veya orijinal hiç bir filtre yokken de havanın sanki kutuda filtre varmış gibi dirence uğraması oldu.. İnanılır gibi değil.. Burada da yukarıda bahsettiğim, hava aerodinamiği işin içine giriyor. Demek ki kutu, ne olursa olsun havaya direnç uyguluyor. Zaten hiç kutu yokken, sadece manifolddan alındığında bile havanın 100 değerine göre 37,5 değerinde dirence uğruyor olması, hava aerodinamiğinin ne kadar hassas olduğunu kanıtlıyor. Sadece manifolddan alınırken bile bir direnç varsa, kutu olunca -içinde filtre olsun veya
olmasın- havanın dirence uğraması kulağa mantıklı geliyor.

Aslında buradan başka bir sonuca daha geçiyoruz.. Kutu varsa, içine hangi marka filtreyi koyarsak koyalım, ya da içinde filtre olsun olmasın hava aynı dirence uğruyor. Hava, ancak kutuya girişini artırmaya yardımcı olacak kesimler uygulanırsa daha rahat akıyor. Sadece manifolddan hava girişi normal karşılanacak bir uygulama olmadığına göre ve kutu içine filtre almak da işe yaramadığına göre, neden kutuyu kesmek yerine filtreyi direkt olarak açığa koymuyoruz? Direkt manifolddan almak yerine filtreyi açığa koyarız ve 37,5 ile 56 arasında bir değer elde ederiz, değil mi? Mesela 44.. Bu da havanın 100 yerine 44, yani kutu içi uygulamanın yarısı kadar dirence uğrayarak geçeceği anlamına gelir.. İşte bu noktada makalenin en can alıcı kısmı geliyor.. Lütfen devam edin..

Açık Filtre Uygulamaları

Normal olarak, emiş sistemine giden havanın oksijen yoğunluğu % 21’dir. Bu oran, otomobilinizi fişekleyen, ve ülkemizdeki modifiyeli otomobillerde nadiren bulunan o pahalı fakat bir o kadar da mükemmel nitro sistemlerinde ise % 33’ tür. Yani, arabanızın motorunu deliye çeviren ve komple bir sistem olan nitro’da bile oran ancak % 33’e çıkabilmektedir. Normalden komple bir sisteme geçildiğinde bile oranların birbirine yakınlığı göze alındığında, ve havanın akışı sırasında karşılaştığı direnci azaltmanın imkan dahilinde olduğu, ancak bunu yaparken içindeki oksijen miktarının yoğunluğunu arttıramayacağımız gerçeğiyle, tek bir konuya odaklanmamız gerekiyor: Evet, havanın direncini azalttık, peki kaç beygir alırız?

Yapılan araştırmalar, açık hava filtrelerinin sadece ve sadece dışarıdan soğuk hava alındığı durumlarda fayda sağladığını, bu faydanın da normal motorlarda otomobilin beygir gücüyle orantılı olarak 0-2, turbo motorlarda ise yine soğuk hava sağlanması koşuluyla ve yine motor gücüyle orantılı olarak maksimum 8-10 bg.’e çıkacağını, eğer filtreye sıcak hava çektirilirse beygir gücü kazanımı yerine net beygir gücü kaybı olduğunu gösteriyor.

Açık tip performans hava filtreleri ile ilgili diğer bir gerçek de, gücü ancak üst devir seviyelerinde vermeleridir. Sahibi olduğum 106 Gti marka arabama yaptığım ilk modifiye açıkta EAFY filtre uygulaması olmuştu. Uygulamadan sonra 2. vites düşük devirlerdeki motorun sağırlığı ilk dikkatimi çeken konu oldu. Gerçi kısa bir süre sonra EAFY’i Green marka, ve filtreyi özellikle şehir içi trafikte motorun sıcaklığından izole ederek sadece dışarıdan gelen soğuk havayı alan bir kutuyla gelen setle değiştirdim. Sonucu söyleyemiyorum, çünkü yapılan her modifiyeden sonra “Dur bakıyım, ne beygir almışım?” diye dinamometreye girip bir de ölçüm parası vermek akla yatmıyor. Ancak, kat iptali, çift çıkış Remus ve bahsettiğim Green kutu ile otobanda 235 km/h gördüm. Ama burada filter belki 1 bg. vermiştir, o kadar önemli de değil. Ben sesini seviyorum, onun için kullanıyorum. Bu arada, en sık rastlanılan geyiktir, “en fazla kaç bastın” diye... Ben 235 dediğim zaman yanımda oturan kadrana bakıyor ve “hııııı..” dedikten sonra
uzun bir sessizlik oluyor. Bu arada, 106 Gti’da kilometre göstergesi 220’ ye kadardır. E adam haklı olarak sanki “amma da salladın, biz de yedik.. dur bari sesimi çıkartmayayım en iyisi...” demiş gibi hissedip rahatsız oluyorum, ve hemen açıklıyorum. “Gerçi kadran 220’ye kadar ama, bak bu çizgilerin her biri 5 km, ben de 220’den sonra baktım, hayali olarak 3 çizgiye denk geliyordu, oradan 235 diyorum” şeklinde ekliyorum.. Size de anlatıyım dedim de, ne olur ne olmaz..

Şimdi diyeceksiniz ki bu performans filtreleri meğer ne kötü şeylermiş.. Aslında dahası da var.. Bu filtreler gerçekten de anlatılageldiği üzere normal hava filtrelerine oranla tozu %300 ila %500 arasında daha fazla geçirirler. Ancak içiniz rahat olsun, geçen bu küçük partiküllerin motorun ömrünü kısalttığına dair hiçbir kanıt yok...

Filtre Bakımı

Bakım zamanı, hava filtrenizi hangi koşullar altında kullandığınızla doğrudan bağlantılıdır. Aşırı tozlu ortamlarda bakım zamanı son derece kısalmakla birlikte, normal koşullarda 6 ay ortalama olarak kabul edilebilir bir süredir. Filtre bakımı iki kısımdan oluşur: temizleme ve yağlama.. Bu da ayrı bir meseledir, çünkü benzin istasyonlarına gidip de 5 litrelik Şaşal ya da Hayat Su şişesini gösterip “şunu doldurur musunuz” dediğinizde görevlilerin ilk yaptığı yüzünüze bakıp “Abi yasak, karakoldan kağıt alman lazım” oluyor.. O ilk bakışlarla da sizi süzüyor.. Du bakıyım bu adamda terörist tipi var mı diye.. Evet, var.. İlk 106 Gti kullanan teröristim ben.. molotof kokteyli yapacağım da, bizde kalmamış, sizde fazla varsa biraz benzin rica edecektim.... Neyse efendim.. Benzini aldıktan sonra filtreyi içine daldırıp 1-2 saat kadar bekletin. Filtreyi arada daire şeklinde hareketlerle çevirerek de temizleme işlemine yardımcı olabilirsiniz.. Hatta benzini baştan ikiye bölüp sonradan ikinci bi temiz su yapmak da mümkün
.. :) Son olarak da iyice durulayın. Benzin tamamen uçtuktan sonra ince sprey yağı filtrenin iç kısmına uygulayın. Yağ, filtre üzerinde yapışkan ve tutucu madde görevi görerek toz ve kirin filtreye yapışmasını sağlayacaktır, böylelikle motora girenin sadece hava olduğuna emin olabilirsiniz...

Sonuç

Eğer performans hava filtresi uygulayacaksanız kutu içi filtrelere yeltenmeyin, aldığınız açık tip filtreyi de kesinlikle ve kesinlikle motorun sıcağından izole edin. Yoksa güç kazanımı yerine güç kaybına hazırlıklı olmalısınız. Güç kaybını engellemek için ise ya havayı doğrudan dışarıdan alacak ve otomobilinize uygun bir kutu kullanın, veya en azından kaputu kesin. Ya da her ikisini birlikte yapın (Ne rahatım değil mi? Sanki son derece kolay bir işmiş gibi: “Kaputu kesin!”)

Düşük devirlerde güç beklemeyin, hatta mümkünse kullanım tarzınızı bir miktar değiştirerek, biraz daha yüksek devirlerde vites değiştirmeye başlayın, çünkü asıl gücü yüksek devirde alacaksınız (Her an olmayacağı açık, ancak o sesi duymak için arada şeytan sizi zaten dürtecektir ve arabayı devirlendireceksinizdir. Spor hava filtresi uygulayıp da 3500 devirde vites değiştiren biri var mıdır bilemiyorum)

Filtrenizin bakımını ihmal etmeyin.. Yağlama işlemini temizlikle birlikte yapmak mecburiyetinde değilsiniz. Filtreyi temizlemeye üşeniyorsanız, en azından toz tutucu özelliğini yeniden kazandırmak için örneğin her 3 ayda bir filtreyi yağlayarak her 6 ayda bir de temizlik yapabilirsiniz. Hepsi bu kadar...  






Susturucu;

Susturucu & Headers (Egzoz Manifoldu)

MOTORUN YANMA ODASINDA PATLAYAN YAKIT VE hava karışımı, dışarıya egzoz gazı olarak çıkar. Bu çıkış ne kadar rahat gerçekleşirse, motor o kadar performanslı çalışır. Bu arada egzoz sesi de biraz artar. Otomobil üreticileri egzoz sistemin!, hem ses izolasyonu hem de performansı bir arada sunabilmek amacıyla geliştirirler.

Performans sağlayan egzoz sistemlerindeyse çıkışlar daha da rahatlatılarak egzoz gazının dışarıya çok daha kolay atılması sağlanır. Egzoz sisteminin tüm parçaları, çeşitli firmalar tarafından üretiliyor. Bu parçaların basında gelen son susturucu ve egzoz manifoldu (headers), otomobilin performansını en çok etkileyen parçalar.

Headers, yanma odasında oluşan gazın dışarıya daha rahat ve düzenli çıkabilmesini sağlar. Her silindirden ayrı ayrı çıkan atık gazlar, headers sayesinde bir düzene girer ve bunların oluşturduğu negatif basınç gücün daha da artabilmesini sağlar
 

Headers takıldığı takdirde, otomobilin orijinal egzoz sisteminin de komple değiştirilmesi gerekir. Bu şekilde otomobilin motor yapışı ve hacmine göre yüzde 5 ile 10 arasında güç artışı sağlanabilir. Egzoz sisteminde çok fazla değişiklik yapmak istemeyenlerse, sadece son susturucu veya bununla birlikte orta susturucuyu değiştirmekle de yetinebilirler. Ancak bu durumda fazla bir güç artışı sağlamayabilir.

Genellikle paslanmaz çelikten üretilen egzoz sisteminin orijinalinden daha hafif olması da performans severler için bir avantaj sayılabilir.






Kule Gergisi;

Amortisör Kule Gergileri (Ön-Arka) Ne İşe Yarar?

Modifiyeli bir otomobilde sık yapılan bir diğer uygulama da amortisör kule gergisi montesidir. Kule gergileri, amortisör kulelerini karşılıklı olarak tek bir parça halinde birleştirmek için kullanılırlar.

Kule gergilerinin amacı, özellikle sert girilen virajlarda amortisör kulelerinde meydana gelen esnemeleri minimize etmektir. Viraj alınırken amortisör kuleleri normalde esnerler, ve bu da bir miktar çekiş kaybına (ya da yol tutuşta bir miktar zaafiyete) yol açar. Kule gergileri amortisör kulelerinde meydana gelen esnemeleri önlemek üzere dizayn edildiklerinden, viraj alımı sırasında enerjiyi gücün yüklendiği tek bir kuleden alıp diğer kuleye de iletmek suretiyle paylaştırırlar. Bu, jantları yere paralel tutmaya, o da lastiklerin yere daha iyi temas etmesine yardımcı olur. Sonuçta, viraj sırasındaki çekiş ve yol tutuş iyileşir.

Amortisör Kule Gergileri Ne Zaman Monte Edilmelidir?

Montaj sonrasında elde edilecek performansın otomobiliniz üzerindeki kilometreyle ilgisi olmamakla birlikte, eğer spor bir otomobil sahibi iseniz otomobilinizi aldığınız ilk gün en azından ön amortisör kule gergilerini monte etmenizi öneririm. Ancak, biraz da isteğe bağlı olan bu durum haricinde amortisör kule gergilerinin muhakkak uygulanması gerekli durumlar da vardır.

Kule gergileri ön veya arka olsun farketmez, sonradan daha büyük jant/lastik kombinasyonlarına geçildiğinde muhakkak uygulanmalıdır. Daha sert ve kısa olan spor yaylar, daha sert ve kısa spor amortisörler veya büyük çaplı janta (dolayısıyla daha ince profilli lastiklere) geçilmesi gibi süspansiyon sistemini etkileyecek modifikasyonlar sonuçta amortisör kuleleri ve hatta tüm şasi üzerindeki yükü arttırırlar. Tüm bu uygulamaların sonunda şaside esneme eskiye oranla çok daha fazla olacaktır. İşte bu modifikasyonların ardından uygulanacak kule gergileri sadece şasiyi desteklemek ve esnemeyi azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda direksiyonunuz daha hassas olacak ve verdiğiniz komutlara daha çabuk cevap verecektir.

Viraj Çubukları Ne İşe Yarar?

Viraj sırasında fizik kuralları gereği otomobiler sadece tek bir tarafa (virajın dış tarafına doğru) yatarlar. Viraj çubukları virajın iç tarafında kalan (aynı aks üzerindeki karşı taraftaki) tekerleği de yere bastırmak sureti ile tüm otomobilin yol tutuşunu iyileştirmeye yardımcı olurlar. Böylelikle önden ve arkadan kaymalar daha az yaşanır.

Özellikle yüksek hızda girilen virajlarda amortisör kule gergileri ile tam uyum içerisinde çalışırlar. Ancak, arazi kullanımında tek bir lastiğin havada kalması şeklinde dezavantajları vardır.






Yaylar;

SPRING RATE (YAY ORANI) NEDİR, YAYLAR ve YAY ÇEŞİTLERİ
SPRING RATE (YAY ORANI) NEDİR?

Bir yayın yumuşaklık veya sertlik karakteristiğini belirtmek için, üzerine uygulanan belli bir miktar (x gr.) ağırlık sonucu belli bir mesafe (y mm) kadar azalır şeklinde açıklanan orandır. Bu orana spring rate yani yay oranı denir ve g/mm veya lbs/inch olarak ifade edilir. Konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamak açısından, eğer ölçü birimini g/mm kabul edersek x rakamı değişken, fakat yayın ne kadar düşeceğini belirten y rakamı sabittir ve 1mm. dir. İsterseniz hemen bir örnek verelim:

Elimizde farklı yay oranlarına (spring rate’e) sahip 2 değişik yay olduğunu varsayalım. Bunlardan birinin yay oranı 345 g/mm, diğerininki de 480 g/mm olsun. Bu, şu demektir: Birinci yaya 345 gram ağırlık uygularsan bu yay 1mm. kısalır, ikinci yaya ise ancak 480 gr. ağırlık uyguladığımızda bu yay 1mm. kısalır. Buna göre, ikinci yay birinciden daha sert bir yaydır.

Buradan şu sonuca varabiliriz: spring rate’i düşük yaylar yumuşak, spring rate’i yüksek yaylar sert yaylardır...

 
 
 
Şekil 1: Normal (Linear) Yay 
Eşit bakla aralıkları a,a,a,a,a,..
   NORMAL (LINEAR) YAYLAR
Üzerine uygulanan ağırlıkta hep aynı miktar kısalan yaylara normal (linear) yaylar denir.

Normal bir yayda her bir bakla arasındaki mesafe birbirine eşittir (bkz. şekil 1). Bunun doğal sonucu olarak da yay üzerine yük bindiğinde, baklalar birbirlerine eşit oranda yaklaşırlar.

Örneğin 10 bakladan oluşan ve her bir bakla aralığı 2 cm. olan bir yayımız olduğunu varsayalım.  Yayın üzerine, yayı 2 cm kısaltacak bir ağırlık uygularsanız spring rate sabit olduğundan her bir yayın arası 2cm/10=2mm azalacak, yani bakla aralıkları her birinde eşit olmak üzere 1,8 cm’ye düşecektir. Yani, NORMAL YAYLARIN SPRİNG RATE’İ SABİTTİR, üzerlerine uygulanan herhangi bir ağırlıkta bakla aralıkları eşit olarak azalır.
 
  
 
Şekil 2: Çift Adımlı (Step Linear) Yay 
2 farklı bakla aralığı 
a,a,a,a,a,..,b,b,b,b,b 
   STEP LINEAR YAYLAR
Step Linear yayları çift sertlikli yaylar olarak düşünebiliriz. Bu tip yaylar normal yay ile progressive yay arasıdır. Step Linear yaylarda baklaların yarısının arası birbirine daha yakınken diğer yarısının aralıkları farklıdır (bkz. şekil 2). Yani, step linear yaylar çift spring rate’e sahip yaylardır.

Step Linear yaylar şu şekilde çalışır:

Yay sıkıştığı zaman baklalar birbirine yaklaşmaya başlar. Belli bir noktadan sonra arası yakın olan yaylar birbirine değer ve bu kısım yaylanma işini sonlandırır. Geriye kalan, arası daha açık baklalar yayın daha sert olması sonucunu doğurur çünkü bir yayın uzunluğu kısaldıkça sertleşir. Bu yayları, yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi çift sertlikli veya çift spring rate’e sahip (1.bölüm için ayrı, 2. bölüm için ayrı) yaylar olarak düşünebiliriz.
 
  
 
Şekil 3: Progressive Yay 
Değşken bakla aralığı 
a,b,c,d,e,f,g,h,i 
   PROGRESSİVE YAYLAR (Progressive spring / Progressive feder / Ressort progressif)
Değişken spring rate’e sahip yaylardır (Örn Eibach). Progressive yaylarda HER BİR BAKLANIN ARALIĞI BİRBİRİNDEN FARKLIDIR (bkz. şekil 3). Bunun sonucu olarak yol tutuşta, zıplamalarda, frenlemede en iyi performansı gösteren yaylardır.

Progressive yaylarda, yaya uygulanan her fazla baskıda (ağırlıkta) yay bu baskıya daha fazla sertleşerek karşılık verir.

Günlük hayattaki gerçek sürüş koşullarında yayın maruz kaldığı baskılar son derece değişken olacağı, yani step linear  yaylardaki gibi sadece 2 ayrı yük seviyesi olmayacağı için, PROGRESSIVE YAYLAR değişken spring rate’leriyle her koşula en iyi şekilde ayak uyduran yaylardır...
 


NOT: Alıntı DeğildiR !!!
« Son Düzenleme: Mart 25, 2009, 06:45:07 ÖS Gönderen: aRas »



Cumhur

  • İleti: 987
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #1 : Mart 25, 2009, 06:55:51 ÖS »
Aras tam arşivlik bunlar.. eksik bildiklerimizi tamamladı :)

BLACK ORANGE

  • İleti: 3425
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #2 : Mart 25, 2009, 09:38:18 ÖS »
paylaşım için teşekkürler. bilgisayarıma bu bilgilere copy ettim...

Adem YILMAZ

  • İleti: 416
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #3 : Mart 25, 2009, 10:07:50 ÖS »
sagol aras

halishan

  • İleti: 238
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #4 : Mart 27, 2009, 06:44:04 ÖS »
paylasım için tesekkürler... :))

34 DF 9999

  • İleti: 1577
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #5 : Mart 27, 2009, 11:52:16 ÖS »
paylasım için tesekkürler... aras..

w-racer

  • Ziyaretçi
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #6 : Mart 31, 2009, 12:05:33 ÖS »
güzel aydınlatıcı açıklamalar

06HKN10

  • Ziyaretçi
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #7 : Mart 31, 2009, 12:06:57 ÖS »
Paylaşım İçin TeşekkürLer

EXELANCE

  • İleti: 1044
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #8 : Mart 31, 2009, 12:16:50 ÖS »
eline sağlık aras

hakangunister

  • İleti: 6838
    • www.osgun.com.tr
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #9 : Nisan 13, 2009, 04:38:34 ÖS »
Emeğine sağlık

emsalsiz41

  • Ziyaretçi
Ynt: Amortisör,NOS,Egsantrik,Hava Filtresi,Susturucu,Kule Gergisi,Yaylar.
« Yanıtla #10 : Haziran 09, 2009, 06:17:33 ÖS »
paylasım  ıcın saoll