Gönderen Konu: Bir karşılaştırma ...  (Okunma sayısı 1460 defa)

Mahir TÜRKMEN

  • İleti: 5960
Bir karşılaştırma ...
« : Ocak 17, 2010, 10:35:59 ÖÖ »
Bu biraz garip bir hikaye. İnsanoğlu, milyonlarca yıl içinde yaşadığı havanın bir ağırlığı olduğunu ilk defa 1643 yılında öğrenmiş. İtalyan bilim adamı Evangelista Toriçelli, 100 cm’lik bir tüpün içini cıvayla doldurduktan sonra yine cıva dolu bir çanağın içine daldırmış. Sonuçta cıva tamamen çanağın içine boşalmak yerine sadece 76 cm’ye kadar inmiş. Bu da tarihte havanın bir ağırlığı ve dolayısıyla da basıncı olduğunun kanıtlandığı ilk an olarak kayıtlara geçmiş. Peki atmosferdeki havanın basıncı neler yapabilir? Bu sorunun bizim anlayacağımız dilde yanıtını, 2,0 litrelik motor hacminden çıkartılan 200 HP’lik gücü deneyerek bulabiliriz. Honda Civic Type-R ve Renault Clio RS, litre başına 100 HP’lik gücü sadece atmosfer basıncını kullanarak elde ediyor.

İzledikleri yollar benzer olsa da, ikilinin güç üretim şekilleri biraz farklı. Clio RS, rakibinden daha küçük olan gövdesine karşın gücünü devir bandına daha iyi dağıtan bir motora sahip. Civic’in motoruysa 5400 d/d’de yani V-Tec sistemi ikinci fazına geçtiğinde kendisine geliyor ve 8000 d/d ile devirlenmede rakibine fark atıyor.

Bu verilerin normal hayata yansıması, Civic Type-R’ın günlük hayatta 1,8 litrelik sıradan bir motora sahipmişçesine ilerlemesi olarak ortaya çıkıyor. Alt devirlerde Clio RS, rakibinden yaklaşık 100 kg daha düşük ağırlığının da yardımıyla daha canlı. Buna karşılık Type-R’ın 5400 d/d’den itibaren sunduğu devirlenme isteğini bu fiyat klasmanında ikinci bir otomobilde daha bulmak olası değil.

Sesler ve hızlanma isteği, bu sınıfın müşterisinin en önemli beklentileri içinde. Fakat en az motorların başarısı kadar önemli olan bir konu da yol tutuş becerisi. Honda, bu konuda sadece sertliğin çözüm olabileceğini düşünüyor olmalı. Selefi kadar olmasa da hala sert hissettiren süspansiyon sistemi, virajlarda Civic Type-R’ın bir masa kadar sabit kalmasını sağlıyor. Elbette ki bu tutum sadece limitlere kadar sürüyor ve bu noktada durmayı bilmeyenlerin imdadına ESP sistemi yetişiyor. Civic Type-R bu noktada en büyük eleştiriyi sertliğin ülkemizde pek kabul gören bir tutum olmadığı yönünde alıyor. Malum Türkiye asfalt kalitesi yönünden içler acısı bir durumda ve viraj içlerindeki kabartı ya da çukurlar Civic Type-R’ın bir anda şerit değiştirmesine bile neden olabiliyor. Renault mühendislerinin Clio RS’in yol tutuşunu arttırmak için yaptıkları, bu noktada daha çok takdir topluyor.

Clio RS, çok büyük özenle hazırlanmış bir aerodinamik pakete sahip. Bunun anlamı, ön çamurlukların arkasındaki hava çıkışlarının ve arka tampon altındaki difüzörün çekici birer süs olmaktan öte işlevleri olduğu. İki kanal da Clio RS’in altındaki havanın hızlanıp otomobilin yere daha iyi tutunmasını sağlamak için kullanılıyor. Bu sayede Clio RS’te rakibine oranla çok daha yumuşak ayarların tercih edilmesi sağlanabilmiş. Limitlerindeki hafif arkadan kayma eğilimi, sadece ve sadece eğlenceyi arttırıyor.

Süspansiyon sisteminin başarısı tek başına Clio RS’i daha konforlu kabul etmek için yeterli değil. Sonuçta Clio RS küçük sınıf bir otomobil ve pazarlamacıların düşünmesi gereken bir de ağabeyi var. Biraz bu nedenle, biraz da ataklık hissinin her viteste baki olabilmesi için Clio RS’te son hızını 215 km/s’de bırakacak kadar kısa oranlı bir şanzıman kullanılmış. Yüksek hızlarda artan motor gürültüsü belli bir noktadan sonra can sıkıcı olmaya başlıyor ve bu durumu Cabasse marka kaliteli müzik sistemi de örtbas edemiyor. Civic Type-R’sa bu duruma çok daha hazırlıklı. Vites oranları biraz daha uzun tutulmuş ve böylece 235 km/s’lik son hıza ulaşabilmesinin yanında en azından yasal otoyol hızlarında daha sessiz de kalabiliyor.

İki otomobil arasındaki sınıf farklılıkları iç mekan genişliğinde de ortaya çıkıyor. Clio RS, küçük sınıf ortalamalarında yani ancak yeterli yaşam alanları ve küçük bir bagaj alanı sunuyor. Buna karşılık Civic kompakt sınıfın en geniş iç mekanlarından birine sahip ve bu avantajı bagaj söz konusu olduğunda da sürüyor. Yine de Civic Type-R için günlük kullanıma en uygun otomobil tanımlaması yapmak zor. Öncelikle abartılı yan yükseltilere sahip ön koltuklar, rakibinin virajlarda aynı işlevi gören ön koltuklarının yanında inip binmeyi zorlaştırması ve arka koltuklarda oturanlara zindan havası yaratmalarıyla puan kaybediyor. Bir de şu meşhur sertlik sorunu, her zaman omurga için zorlayıcı olabiliyor.

Konfor ve bagaj hacmi, GTI severler için, en az arka koltukta oturanların memnuniyeti kadar önemsiz bir ayrıntı. Ama fiyat herkes gibi onları da ilgilendiren önemli bir konu. Honda Civic Type-R kompakt sınıfın kullanışlılığını yüksek performansla sunabiliyor ama bedavaya değil. Renault Clio RS’in 59 bin TL’lik satış fiyatı Civic Type-R’ın 68.990 TL’lik fiyatına göre bir hayli cazip. Sonuç olarak iki otomobilin sunduğu keyif katsayıları çok yakın ve büyüklük her zaman işlevin gerisinde kalmak zorunda.

1. RENAULT
RS gibi sportifliğiyle ünlü bir otomobil bu karşılaştırmayı konfor ve fiyat avantajıyla kazandı.

Renault Clio RS


Motor Hacmi : 1998 cc

Maksimum güç : 200 HP 7250 d/d

Maksimum tork : 215 Nm 5500 d/d

Son hız : 215 km/s

0-100 km/s : 6.9 sn

Fren mesafesi : 100-0 km/s 36.7 m

Yakıt : 100 km’de 8.9 litre (100 km’de 8.4 litre)

Fiyat : 59.000

*****

2. HONDA
Civic Type R’ın sert süspansiyonu, ülkemiz yollarına pek uygun değil.


Motor hacim/güç: 1998 cc

Motor güç: 201 Beygir 7800 d/d

Motor tork: 193 Nm 5600 d/d

0′dan 100′e Hızlanma: 7.27 saniye

Azami hız: 234 km/h

Yakıt: 9.5 L/100 km

Fren mesafesi : 42.5 m

Fiyat: 68.990 TL



adyobatik

  • İleti: 883
Ynt: Bir karşılaştırma ...
« Yanıtla #1 : Ocak 18, 2010, 01:54:34 ÖS »
gerçekten güzel olmuş,sonuçte doğru olmuş,eline bilgine sağlık,RS gerçekten çokda mantıklı bir araç değil,o kasaya 200 beygir :) yani fena gidiyor,standart bir type-r ı çook uzun otoban düzlükleri olmazsa rahat geçiyor malesef,bu olay jazz'a 200 beygir takmak gibi bişi

REİS

  • İleti: 122
Ynt: Bir karşılaştırma ...
« Yanıtla #2 : Ocak 26, 2010, 11:02:50 ÖÖ »
güzel bir paylaşım